InterMedia Reklam Ajansında Reklamda Kampanya

Domain name ve marka tescilindeki bubi tuzakları

domain-name-ve-marka-tescilindeki-bubi-tuzaklari

Lojistik sektöründe gittikçe yaygınlaşan ve çeşitli hizmetlerin üzerinden yapıldığı internet, kötü amaçlı kişiler tarafından bir silah olarak kullanılabiliyor. Ayrıca markalarına ciddi yatırımlar yapmış fakat; henüz marka tescili yaptırmamış
01 Eylül 2012 Cumartesi 00:10

"Lojistik sektöründe gittikçe yaygınlaşan ve çeşitli hizmetlerin üzerinden yapıldığı internet, kötü amaçlı kişiler tarafından bir silah olarak kullanılabiliyor. Ayrıca markalarına ciddi yatırımlar yapmış fakat; henüz marka tescili yaptırmamış yeni veya ismi yaygın olmayan lojistik firmalarını da farklı tehlikeler bekliyor."

Domain name ve marka tescilindeki bubi tuzakları

İnternet, günümüzde çok kullanılan bir iletişim aracı. İnternet üzerinden haberleşmenin yanı sıra tanıtım ve ticari faaliyetler de gerçekleştirilebiliyor. Türkiye'de kullanımı giderek yaygınlaşan internetin yakın takipçilerinden biri de lojistik sektörü. Lojistik sektöründeki firmalar kendi web sitelerini hazırlatarak faaliyetlerini internet üzerinden tanıtmakla kalmıyor aynı zamanda kurdukları sistemlerle müşterilerine online yük takibi, online araç takibi, online sipariş, online cari hesap ekstresi gibi hizmetler de sunuyorlar.

Günlük hayatın yanı sıra ticareti de hızlı ve kolay hale getiren internet tabii ki 'dikensiz gül bahçesi' değil. İnternette iyi niyetli olmayan kişiler rakip firmaların ya da büyük kuruluşların alan adlarını (domain name) alarak çeşitli yollarla çıkar sağlamaya çalışıyorlar. Bunun dünyada çeşitli örnekleri olduğu gibi Türkiye'de de somut ve can sıkıcı örnekleri mevcut. Örneğin yabancı menşeli bir şahıs Otokar Otobüs Karoseri Sanayi A.Ş.'nin internetteki alan adını alarak haksız çıkar sağlamaya çalışmıştı. Benzer durumlar Akbank ve Yapı Kredi gibi kuruluşların yanı sıra Tarkan ve Cem Yılmaz'ın da başına geldi.



Tanınmış kişi ve kuruluşların domain name'lerini satın alan kişiler bu kişi ve kuruluşların adına web siteleri hazırlayıp yayınlayarak ticari ve kişisel prestijlerini sarmaya çalışabileceği gibi bu kişi ve kuruluşların adlarına çıkarttıkları mail adresleriyle birçok yere internet mesajı gönderebilme imkanı yaratıyorlar. Bu durumda marka hakkı ve alan adı önem kazanıyor.

Otokar, Yapı Kredi, Akbank, Cem Yılmaz, Tarkan, Galatasaray ve Eskidji Müzayedecilik gibi birçok kişi ve kuruluşa hizmet vermiş olan İstanbul Patent Marka Danışmanlık Ltd. Şti'nden Marka ve Patent Vekili Dilek ÜSTÜN , lojistik firmalarını da uyararak markalarına ve internetteki alan adlarına sahip çıkmalarını söylüyor.

İnternette kötü amaçlı olarak başka kişi ve kuruluşlar adına domain name satın almış olan kişilerin daha sonra bu kişi ve kuruluşlardan bu alan adını satmak üzere çok yüksek rakamlar talep ettiğini vurgulayan Dilek ÜSTÜN, bu durumun uluslararası yetkili hakem kuruluşlarına başvurularak çözümlenebildiğini açıkladı.

Ayrıca markasını henüz tescil ettirmemiş olan lojistik firmalarına Dilek ÜSTÜN' den küçük bir uyarı:

"Yıllardır emek verdiğiniz , yatırım yaptığınız veya büyük zorluklarla bugüne kadar getirdiğiniz firmanızın markasını kaybedebilirsiniz!"

UTA: Günümüzde e-ticaretin ve internet kullanımının geldiği nokta nedir? Türkiye ve dünya genelinde nasıl bir yaygınlık söz konusu?

Dilek ÜSTÜN: İnternet ve e-ticaret günümüzde en büyük işletmelerden tutun en küçük işletmelere, hatta kişisel kullanıma kadar yayılmış bir alan. Ticari ya da hizmet firmaları açısından da çok önemli bir tanıtım ve ticaret aracı internet... Televizyon, reklam, dergi, gazete gibi alanların dışında insanlar artık internet üzerinden tüm dünyaya açılmaya, hızlı ve yaygın bir iletişim ağında yer almaya başladılar. İnternetten ticari olarak en çok internetin anavatanı, doğduğu yer olan ABD yararlanıyor. Türkiye'de de internet birçok sektörde ticari açıdan yaygınlaştı. Kuşkusuz lojistik sektörü de bunlardan biri.

UTA: İnternet kullanımının yaygınlaşması ve bu alanda kötü amaçlı kişilerin devreye girmesi, marka hakkı ve domain name ile ilgili hangi sakıncaları doğurdu?

Dilek ÜSTÜN: Kötü niyetli kişiler, günlük hayatımızı ve ticareti kolaylaştıran interneti de silah olarak kullanmaya başladı. Türkiye'de '.tr' ile sona eren alan adlarının tahsisini yapmaya yetkili kurum ODTÜ'dür. ODTÜ bu konuda kısıtlayıcı ama bir taraftan da güvenli ve adil bir hizmet veriyor. Örneğin ; ODTÜ, '.tr' uzantısını almak isteyen kişilere o alan adı ile bağlantısını gösteren ticaret sicil kaydı ve marka tescil belgesi gibi belgeler istiyor. Bu sebeple Türkiye'de herkes istediği alan adına sahip olamıyor. ODTÜ'nün bu uygulamasında da görüldüğü gibi marka hakkı ve alan adı temini aslında birbiriyle ilişkili konular. Bu sebeple tüm firmaların ticari prestijlerini ve faaliyetlerini koruyabilmeleri için öncelikle marka hakkına sahip olmaları, daha sonra kötü niyetli kullanımları engelleyebilmek için internetteki alan adlarını satın almaları en doğrusu.

UTA: Bir firmanın '.com' ".org",". net"vb. ile sona eren alan adlarını kapsayan ve uluslar arasılığını gösteren uzantıyı satın alarak kullanan kötü niyetli kişilere karşı nasıl bir yol izlenebiliyor?

Dilek ÜSTÜN: '.com' uzantısını alabilmek için b u soyadı tescil eden ve ICANN tarafından yetkilendirilmiş domain name kiralayan bir kuruluşa başvurmanız gerekiyor. Bunu istediğiniz ülkeden alabiliyorsunuz. Ancak bu uzantıyı alabilmek için ODTÜ'nün uygulamasında olduğu gibi bu alan adı ile başvuru sahibinin bir bağlantısı olduğu gösteren herhangi bir belge sorulmuyor. İşte bu sebepten dolayı internette alan adı uyuşmazlıkları, kötü niyetli kullanımlar söz konusu olabiliyor. Bu konuda da önceki dönemlerde herhangi bir çözüm yolu yoktu. 'İlk gelen , ilk alır"' mantığı hakim olduğundan bu konuda sürekli sorunlar çıkıyor ve çözülemiyordu ancak artık '.com' ,".net", ".org" vb. uzantılarla ile ilgili alan adı uyuşmazlıkları da çözülüyor.

UTA: Bunun için nasıl bir çözüm hayata geçirildi?

Dilek ÜSTÜN: A ynı domain name için herhangi bir tescil yoksa rahatlıkla alınan ve bu adla herhangi bir ilişkiyi kanıtlamayı gerektirmeyen '.com', '.net', '.org' gibi uzantılarla ilgili olarak artık uluslararası bir çözüm yolu var. 'İlk gelen ilk alır' sistemi hala devam etmekle birlikte ICANN artık bu sorunların çözümünü de oluşturuyor. Bu alanda WIPO (Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı), NAF (The National Arbitration Forum), CPR, ADNDRC gibi organizasyonlara başvurulabiliyor.

ICANN, 24 Ekim 1999 yılında yeni kurallar belirleyerek bu konuda çözüm oluşturdu. Bu tarihten önce farklı isimde bir alan adı almaya çalışmak ya da istenilen astronomik rakamları ödeyerek kendi alan adlarını satın almaktan başka çaresi olmayan hak sahipleri artık haklarını arayarak daha az maliyetle gerekli başvurularda bulunabildikleri gibi, 56 gün gibi kısa bir sürede haklarını alabiliyorlar. Bunun için ICANN tarafından belirlenmiş bu dört hakem kuruluşa (WIPO, NAF, CPR, ADNDRC) başvurmak yeterli oluyor.

UTA: Bu amaçla size başvuran kuruluşlar arasında treyler ve kamyon üstü uygulamaları ile lojistik sektörüne hizmet veren Otokar firması da var. Onların şikayetleri nasıl çözüldü?

Dilek ÜSTÜN: "otokar.com" u yabancı menşeli bir şahıs satın almıştı. Otokar haklarını uluslararası kuruluşlar nezdinde arayabilmek amacıyla bize başvurdu. Bu şahıs bir şekilde OTOKAR' ın tanınmışlığından ya da ticari alandaki benzer faaliyetinden yararlanmak amacıyla muhtemelen böyle bir şey yapmıştı. Uluslar arası hakem kuruluşuna gerçekleştiren Otokar'ın marka haklarının ve karşı tarafının kötü niyetinin kanıtlanmasıyla alan adı geri alındı.

UTA: Benzer şekilde Tarkan ve Cem Yılmaz da size başvuran kişiler arasında yer alıyor. Çözüme kavuşturduğunuz olaylara baktığınızda genel olarak bu alan adlarını kimlerin aldığını görüyorsunuz, kimler böyle bir haksız kazanç elde etmeye çalışıyor?

Dilek ÜSTÜN: Her olay bazında değişik olmakla birlikte ; çoğunlukla Türk ve Türk olan ama yurtdışında yaşayan kişiler. Türkiye'yi iyi tanıdıklarından ve hangi markaların ve isimlerin değerli olduğunu iyi bildiklerinden ve oradaki koşulları gereği belki daha hızlı hareket ederek bu alan adlarını alabildiler. Örneğin yurtdışında yaşayan Mehmet Kahveci adında bir diş doktoru neredeyse Türkiye'de bildiğiniz bütün ünlü şirketlerin internetteki alan adlarını almış. Firmamızın hakem kuruluşlara yönetmiş olduğumuz başvuruların bir kısmında da bu şahıs davalı pozisyonundaydı.

Bu kişiler genelde satın aldıkları alan adlarını atıl şekilde tutuyorlar. Web sitesi gibi uğraşlara girmiyorlar ve doğrudan asıl hak sahibine satmaya çalışıyorlar. Büyük firmalardan ve çok ünlü kişilerden de büyük paralar talep ediyorlar. Oysaki artık alan adları 10 - 15 dolara alınabiliyor. Bu sebeple asıl hak sahiplerinin dikkatli ve bilgili olması gerekiyor çünkü bu sayede emellerine ulaşmış kişiler de oluyor.

UTA: Firmanızın bu konuda verdiği hizmetler nelerdir?

Dilek ÜSTÜN: Bizim firma olarak hizmet verdiğimiz noktalar bu konuyla ilgili her tür danışmanlık, markanın korunması, korunmasının ulusal ve uluslararası alanda sağlanması, markanın koruma sınırlarının tespiti ve böyle bir durumla karşılaşıldığında başvuru prosedüründe vekillik, başvuruların hazırlanması, ilgili kuruluşlara başvuruların yapılması, sonuçlandırılması...

UTA: Firmalar açısından marka hakkının alınması nasıl önem arz ediyor? Bir firmanın kurulmuş olması markanın tescil edilmiş olduğunu mu gösteriyor?

Dilek ÜSTÜN: Bir firmanın kurulmuş olması marka tescili anlamına gelmez. Örneğin X lojistik firması kendi ismi için marka tescili için Türk Patent Enstitüsü'ne ya da onun karşılığı olan uluslararası kuruluşlara başvurmak zorundadır. Aksi takdirde marka tescilini rakip bir kuruluş rahatlıkla alabilir. X firması bunu fark ederse mücadeleye başlayabilir ancak bu mücadeleyi kazanırsa marka hakkını alabilir. Marka hakkında öncelik ilk talep edene aittir. Marka hakkı davasını kaybeden şirket, bugüne kadar yatırım yaptığı, yaygınlaştırdığı, tanıttığı markayı artık hiçbir şekilde kullanamaz. Tanınmış kuruluşlarda bu sorun daha çabuk çözülür çünkü bu markayı ticari olarak senelerdir kullandığını ve yaygınlaştırdığını kanıtlayarak hakkını geri alabilir ancak henüz markasını "tanınmış marka" ya da "çok bilinen marka" haline getirmemiş fakat yine de markaya ciddi yatırımlar yapmış olan lojistik firmaları için bu büyük bir tehdittir .

Burada tanınmışlık işi kolaylaştıran faktördür. Örneğin Coca Cola veya Adidas markaları Türkiye'de tescilli olmasa bile Türk Patent Enstitüsü markaların tanınmışlıklarından dolayı aynı markalar için gerçekleştirilen başvuruları reddeder. Bu sebeple lojistik sektöründeki yeni firmalar ya da markası yaygınlaşmamış firmalar daha dikkatli olmak zorunda.

(istanbulpatent.com - Uta Lojistik (Uluslararası Taşımacılık Haber Araştırma Dergisi) Şubat 2004)


Haber okunma sayısı: 1316



Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

Tüm Yorumlar
  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER


ÇOK OKUNANLAR

Listelenecek kayıt bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL

FOTO GALERİ

VİDEO GALERİ